İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı'nın, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı ve 106 şüpheli hakkında başlatmış olduğu adli soruşturma sonrasında konunun saptırılmaya çalışılması, adli soruşturmanın siyasi bir süreç gibi gösterilmeye çalışılması; özellikle soruşturmayı etkilemeye yönelik tutum ve davranışlar, yargı mensuplarını tehdit etmeleri, baskı altına almaya yönelik söylemler, sokak çağrıları ve bu çağrılar sonucunda ortaya çıkan olaylar, gelişmeler, maalesef adli soruşturmanın esasını gölgelemeye yönelik girişimlerdir.
Özgür Özel ve CHP’nin önde gelen kurmayları başarılı olamayınca farklı bir alana geçtiler: Boykot çağrısı.
Yapılan bu boykot çağrısı, özellikle ekonomiye yönelik organize bir saldırı, bir karalama kampanyasıdır. Bu, ülkenin yerli ve millî markalarına yönelik bir linç girişimi olup hukuk düzenimizde kabul edilebilir bir durum değildir.
İşin boyutunu da ölçüsünü de iyice kaçıran, neyi boykot edeceğini şaşıran Özgür Özel, bu sefer de ATV’yi hedef alarak “Galatasaray-Fenerbahçe maçını izlemeyin.” çağrısı yaptı.
Fenerbahçe-Galatasaray maçı için ATV’yi açıp izlemeyeceklerini belirten Özel, “ATV'nin elinde olmayan bir yerden radyo yayını varsa eğer, onu açar dinleriz. Onun dışında ben Fenerbahçeliyim; biricik anneciğim Galatasaraylı ama biz bu akşam Fenerbahçe-Galatasaray maçını ATV’yi açıp izlemeyeceğiz.” ifadelerini kullandı.
Boykot çağrılarını yerli ve millî sermaye üzerine yapan Özgür Özel, acaba hiç düşünüyor mu, hiç düşünmez mi? Karşı bir atakla, ülkenin güzide bankalarından İş Bankası'na yönelik bir boykot çağrısı yapılsa acaba ne olur.? Veya ne düşünür?
Merkezi Kayıt Kuruluşu verilerine göre, 31 Aralık 2021 tarihi itibarıyla İş Bankası’nın ortaklık yapısı şu şekildedir:
İş Bankası Munzam Sandık Vakfı: %38,59
• Atatürk Hisseleri*: %28,09
• Halka açık pay: %33,32
Unutulmamalıdır ki CHP halen ilk tüzel kişiliğini muhafaza etmekte, Atatürk’ün vasiyeti üzerine İş Bankası hisseleri dâhil tüm hak ve yetkilerini kullanmaktadır.
CHP'nin de bir nebze olsun mali kaynağı olan ve gelirinin yüzde 28,09’u CHP’ye giden, içinde 5 CHP’li yöneticinin bulunduğu İş Bankası bir anda "Boykot Edilecek Bankalar Listesi"ne konsa ne olur?
Milyonlarca müşterisi olan bankanın önüne günlerce hesap kapatmaya gelen tüm mudiler gelse –ister A partili, ister B partili olsun– acaba ne yapar, ne düşünür, nasıl bir çıkış yolu arar? Yoksa Saraçhane’de toplanan militanları, bankanın önünde toplanan çoluğu çocuğu, gencini ihtiyarını, engellisi sağlamını taşlarla, sopalarla, döner bıçaklarıyla mı şubelerin önünden atmaya çalışırlar? Ha, ne dersiniz?
Ya da o millî sermayenin ürünlerini almak için protokol imzaladığınız fabrikalar, sanayi kuruluşları protokollerini geri çekse…
Mesela TOGG dese ki:
“Ülkenin geleceğine karanlık ellerin, karanlık gölgelerin düştüğünü düşündüğümüz bu süreçte, mandacılığı hedef alan bu çağrıyı şiddetle lanetliyor; İş Bankası ile yapmış olduğumuz protokolü tek taraflı olarak iptal ediyoruz.”
Ve ardından, protokol kapsamına giren diğer küçük büyük, bizim olan, bizden olan yani bu memleket ve insanı için önem arz eden diğer firmalar da aynı adımı atsa…
Aklınızı başınıza alın!
Bu vatan bizim.
Bu topraklar bizim.
Bu bayrak bizim.
Gencecik çocukları ve holiganları sokağa çıkararak ülke üzerindeki oyunlarınızı gerçekleştiremezsiniz!!!
Bir sözde;
“Dürüst ol. Ne sol için, ne sağ için yalakalık yapma. Dosdoğru ol. Gerisi zaten kendiliğinden hallolur.”
diyen eski dostuma(!)...
Evet, biz de o eski dostumuza (!) diyoruz ki:
“Asıl yalaka, tüm bu yolsuzluklara rağmen hâlâ CHP’nin arkasından gidenlerdir. Bu yalakaların ya akılları başlarından gitmiştir ya da ne yazık ki bir menfaat ilişkisi içindedirler.”
Selam olsun beni yalakalıkla itham eden tüm dostlara(!)...
Selam ve dua ile.