• BIST 9484.26
  • Altın 3795.1
  • Dolar 37.9504
  • Euro 41.9804
  • İstanbul 11 °C
  • Ankara 13 °C

Boykotun Bedeli: Tepki mi, Tahribat mı?

Prof. Dr. Kürşat Şahin Yıldırımer

Son zamanlarda bazı siyasilerin ve sanatçıların, toplumsal hassasiyetleri gerekçe göstererek yaptıkları boykot çağrıları kamuoyunda geniş yankı buluyor.

Ancak bu çağrıların hedefi sadece bir ürün ya da marka değil; o markanın ardında geçimini sağlayan binlerce emekçi, o ürünün ulaştığı yüz binlerce tüketici ve en önemlisi, ekonomik dengeleri kırılgan bir ipte yürüyen ülkemizin ta kendisidir.

Boykot, demokrasilerde bir tepki yöntemidir. Kimi zaman haklı bir davanın sesi olur, kimi zaman sessizlerin çığlığı. Ancak bilinçsiz ve popülist bir şekilde yapılan boykot çağrıları, çoğu zaman tepkinin ötesine geçip tahribata dönüşür. Sanatçı ya da siyasetçi sıfatıyla söylenen her söz, toplumun bir kesimi için yön gösterici olabilir.

Bu sebeple, ağızdan çıkan her kelimenin sorumluluğu sadece sahibine ait değildir; onun peşinden gidenlerin yaşadığı tüm sonuçlara da ortaklık içerir.

Boykot edilen bir firma belki büyük bir holdingdir, belki uluslararası bir zincirin parçasıdır… Ama o firmanın deposunda çalışan Mehmet Amca, kasasında duran Ayşe Teyze, sipariş paketleyen 19 yaşındaki üniversite öğrencisi Zeynep ne olacak?

Boykot, onların maaşını keser, evine götürdüğü ekmeği küçültür.

Tepkisel bir söylemle atılan bir tweet ya da kameralar önünde yapılan bir çağrı, arkada görünmeyen binlerce hayatı doğrudan etkileyebilir.

Dahası var…

Bu çağrılar, ekonomik çarkların zaten zor döndüğü bir dönemde yatırımı, üretimi ve güveni baltalayabilir. Yatırımcı öngörülebilirlik ister; hukuk, siyaset ve toplum alanında istikrar arar.

Her gün değişen gündemle, hedef tahtasına dönüşen şirketlerle dolu bir ülkede uzun vadeli bir kalkınma hayal midir, yoksa gerçek mi?

Sanatçılar toplumun vicdanıdır, siyasetçiler ise yön veren pusulası. Ancak vicdan ile yön arasında kalan halkın ihtiyaçlarını görmeden, salt duygusal reflekslerle yapılan çağrılar toplum mühendisliğinden öteye gidemez. Tepki göstermek elbette haktır, ama bu hakkı kullanırken bir başka hak olan “yaşama ve çalışma hakkını” da gözetmek zorundayız.

Boykot çağrısı yapmadan önce bir daha düşünmeli: Tepki mi veriyoruz, yoksa tahrip mi ediyoruz?

Bu yazı toplam 138 defa okunmuştur.
  • Yorumlar 0
  • Facebook Yorumları 0
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Duyuru Gazetesi | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Tel : 02164912882 05323834739 Faks : 0216 4917113